PEYGAMBER EFENDİMİZDEN NASİHATLER

Ashâb-ı Kirâm’dan Ebû Zerr hazretleri bir gün Peygamber Efendimize: “Bana tavsiyede bulun yâ Rasûlallah” diye ricâda bulununca Peygamber Efendimiz Hz. Ebû Zerr’e şu nasîhatlerde bulundu:
- Sana Allah’tan korkmanı tavsiye ederim. Çünkü Allah korkusu her işin başıdır.
- Kur’ân’ı oku, Allah’ın zikrine sarıl. Çünkü zikrullah senin için yeryüzünde ışık, gökte de saklanan bir azıktır.
- Sakın çok gülme. Zîrâ çok gülmek kalbi öldürür, yüzünün nûrunu söndürür.
- Çok konuşmamaya çalış çünkü bu, şeytanın senden uzaklaşması için bir vesîle, dînini koruman hususunda bir yardımcıdır.
- Fakirleri sev, onlarla hemdem ol.
- Senden aşağıdakilere bak, senden üstünlerine bakma. Bu, Allah’ın sana verdiği nimetleri küçümsememen için en uygun yoldur.
- Acı da olsa hakkı söyle.
- Bildiğin kusurların seni, halkın eksikliklerini araştırmaktan alıkoysun. Yaptığın bir işi, başkaları yaptığında kızma. Kendi noksanlarını görmeyip, insanların ayıplarıyla meşgul olman, irtikâb etmekte olduğun bir fiili insanlar yaptığında kendilerine kızman ayıp olarak sana yeter, dedi ve eliyle göğsüne vurarak:
- Ey Ebû Zerr! Tedbir gibi akıl, günahlardan sakınmak gibi verâ, güzel ahlak gibi servet yoktur, buyurdu.

[Hayatü’s-Sahâbe 4-206/207]

YASİN SURESİ MÜKEMMEL OKUYOR

SÜMEYYE EDDEB-FECR

SÜMEYYE EDDEB

İBRAHİM SADRİ -EĞER

ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP-NECİP FAZIL KISAKÜREK

VEDA HUTBESİ

VEDA HUTBESİ

 

Bismillahirrahmanirrahim

“Ey insanlar!

“Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim.

“Insanlar!

“Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur.

“Ashabim!

“Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorguya cekileceksiniz. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur.

“Ashabim!

“Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib’in oglu (amcam) Abbas’in faizidir. Lakin ana paraniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz.

“Ashabim!”

“Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib’in torunu Iyas bin Rabia’nin kan davasidir.

“Ey insanlar!

“Muhakkak ki, seytan su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun  disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz.

“Ey insanlar!

“Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah’in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah’in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izniniz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

“Ey mü’minler!

“Size iki emanet birakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah’in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

“Mü’minler!

“Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir.

“Ey insanlar!

“Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir.

Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah’in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder.

“Ey insanlar!

“Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem’in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Arap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O’ndan en cok korkaninizdir.

“Azasi kesik siyahî bir köle basiniza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.

“Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz.

“Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz:

Allah’a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz.

Allah’in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz.

Zina etmeyeceksiniz.

Hirsizlik yapmayacaksiniz…

“Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah’a aittir.

“Insanlar!

“Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?”

Saheb-i Kiram birden söyle dediler:

“Allah’in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!”

Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu:

Sahid ol, Yâ Rab!

Sahid ol, Yâ Rab!

Sahid ol, yâ  Rab!

Yorum yaz!

ÜÇ AYLAR

İslâm’ın mübarek saydığı hicrî kamerî aylardan Recep, Şaban ve Ramazan ayları. Bu aylar ve diğer dokuz ayın süreleri, ayın hareketlerine göre belirlenmektedir. Kameri ayların süresi, şemsî ayların süresine nazaran değişiklik arzeder. Kamerî sene, şemsî seneden on bir gün daha kısadır. Ayrıca kamerî ayların diğer bir özelliği şemsî aylarda olduğu gibi senenin aynı mevsimine değil, değişik mevsimlerine tesadüf etmesidir. Mesela, kamerî bir ay olan Ramazan ayı, senenin mevsimlerini dolaşır. Hicrî ve kamerî aylar arasında küçük önem taşıyan ve “üç aylar” diye adlandırılan Receb, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylar olarak kabul edilirler. Bu ayların Müslümanlarca önemli ölçüde değer kazanmasının sebepleri arasında Hz. Peygamber (s.a.s)’in bu aylar hakkında verdiği haberler gösterilebilir. Rasûlüllah (s.a.s) bir hadis-i şerifinde; “Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır” buyurmuştur. Ayrıca Peygamber Efendimiz, Receb ayı girince, ” Âllahım! Receb ve Şabanı bize mübarek kı!! Bizi Ramazana ulaştır” diye dua ederdi.

Üç ayların değerini ifade eden diğer bir önemli özellik ise beş mübarek kandil gecesinden dördünün bu aylar içinde olmasıdır. Regaib gecesi, Recep ayının ilk cuma gecesine, Mirac gecesi, Recep ayının yirmi yedinci gecesine, Berat gecesi, Şaban ayının on beşinci gecesine, Kadir gecesi ise Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastlar.

Hz. Peygamber (s.a.s) Şaban ayında çok oruç tutardı. Hz. Aişe, Rasûlüllah (s.a.s)’ın bu aydaki orucu hakkında şöyle der: “Şaban ayındaki kadar çok oruçlu olduğu bir ay görmedim” (Tecrid-i Sarih, VI, 295).

Ramazan ayının fazileti ise çok daha yücedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Ramazan geldiğinde Cennet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır” (Müslim, Kitâbu’s-Sıyam, 1).

Receb ve Şaban ayları, rahmet ayı olan Ramazanı karşılayan aylar olup Ramazan ayının müjdecisidir. Dinimizde ayrı bir değeri olan üç ayların, kişide insanî özelliklerin olgunlaşmasında ve iradenin kontrol altına alınmasında rolü büyüktür. Zira Receb ve Şaban aylarının feyzinden ve bu aylarda bulunan Regaib, Mirac ve Berat gecelerinin rahmetinden istifade yolunu tutan bu kişi Ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendini uzak tutar ve insanî vasıflarının artmasına gayret eder. Nihayet Kadir gecesinde yapacağı ibadet ve tevbe ile manevî hazza ulaşır.

Bu nedenle özellikle, bu aylarda bol bol istiğfar etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kur’ân okumak ve dua etmek en uygun davranışlardır.

Şamil İA

ÇOK MERHAMETLİ BİR RABBİMİZ VAR

      Allâh Teâlâ buyuruyor:
      “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım!
      Allâh’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allâh bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. ” (Zümer 39 / 53)
      “Allâh, kendisine ortak (şirk) koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allâh’a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftirâ etmiş olur.” (Nisâ 4/4 8)
      Muaz bin Cebel -radıyallâhu anh-’den rivâyete göre, şöyle demiştir:
      “Bir gün ben Ufeyr adlı bir merkeb üzerinde Peygamber -sal-la.1la.hu aleyhi ve sellem-’in terkisinde bulunuyordum. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
      “-Ey Muaz! Allâh’ın kulları üzerindeki hakkını ve kulların Allâh üzerindeki hakkını biliyor musun?” buyurdu. «Allâh ve Resulü daha iyi bilir..» dedim. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
      “-Allâh’ın kulları üzerindeki hakkı, yalnızca kendisine ibâdet etmeleri ve hiçbir şeyi Ona ortak (şirk) koşmamaları, kulların Allâh üzerindeki hakkı ise; kendisine ortak koşmayan kimseye azâb etmemesidir.” buyurdular. Bunun üzerine:
      -Yâ Rasûlâllâh! Halkı müjdeliyeyim mi? dedim.
      “-Hayır, onları müjdeleme; çünkü onlar buna güvenirler de iyi işlere karşı ilgisiz kalırlar.” buyurdu. (Buhârî, Cihâd, 46)
      Allâh Teâlâ buyuruyor:
      “(Onlar şöyle yakarıdan) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfü en bol olan sensin.” (Âı-i imrân 3 / 8)
      Ummü Seleme -radıyallâhu anhâ- validemizin bildirdiğine göre Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sık sık şu duâyı yapardı:
      “Ey kalbleri halden hâle (renkten renge, şekilden sekile, imândan küfre, küfürden îmâna) çeviren Allâhım, benim kalbimi dînin Üzere Sabit kil!”(Tlifflîzî, Kader, 7 ; ibn-i Mâce, Mukaddime, 13)
Yusuf Demireşik

ÖNSÖZ

Hamd, âlemlerin Rabb’ı olan Allah -celle celâlühü-’ye mahsûstur. Salât ve selâm, nebilerin ve rasûllerin en şereflisi Peygamberimiz Efendimiz Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in, aile efradının, ashâb-ı güzîn’inin, sâdât-ı kirâm, meşâ-yih-i izâmın ve bütün sâlih kulların üzerine olsun.
      Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz: “Bir hayra delâlet eden kimse, o hayrı işleyen gibi sevâba maz-hâr olur.” buyurmuşlardır. Bu hadîs-i şerîfi düstur edinen bu kitapçık, sene içindeki önemli ayları, günleri ve geceleri tanıtmak ve bu kıymetli zamanların sünnete uygun bir şekilde değerlendirilmesine yardımcı olmak düşüncesiyle kaleme alınmıştır.
      Bilindiği gibi, gerek Kur’ân-ı Kerîm’de ve gerekse hadîs-i şeriflerde bazı zaman ve mekânların diğerlerinden faziletli kılındığı, bu zaman ve mekânlarda yapılacak ibâdetlerin ecrinin daha farklı olduğu çeşitli vesilelerle beyân edilmiştir. Allâh Teâlâ ve Te-kaddes hazretleri Kur’ân-ı Kerîm’inde; kendi mukaddes kitâbını (Enbiyâ 21 / 50), yağmur’u (Kâf 50 / 9), zeytin ağacını (Nûr 24 / 35), Hazret-i îsâ -aleyhisselâm-’ı (Meryem 19/31), Berât gecesini (Duhân 44 / 3), Mescid-i Aksâ çevresini (isrâ 17 /1), Kâbe-i Muazza-ma’yı (Âl-i imrân 3 / 96) mübârek olarak vasıflandırmıştır. El-Kadr sûresinde Kadir gecesinin, içinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı olduğunu beyân buyurmuştur.
      Rasûl-i Zîşân -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de Mekke-i Mükerreme ve Medîne-i Münevvere’nin faziletini ve o mübârek beldelerde ibâdetin değerini belirtmek üzere şöyle buyurmuşlardır:
      “Beyt-i Şerîf’de (Kâ’be’de) edâ olunan salâtın (namazın) biri, mahall-i süredeki (diğer yerlerdeki) namazların yüz binine ve benim mescidimde kılınan namazın biri kezâlik (aynı şekilde), başka yerlerde kılınan namazların binine ve Beyt-i Mak-dîs’de (Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’da) edâ edilen salâtın (kılınan namazın) biri dahî, şâir mahallerde kılınan namazların beş yüzüne muâdildir (denktir).” (Kenz’ül- irfân s: 85 Müslîm, Tirmîzî, Nesâî’den) Yine buyurmuşlardır:
      “Medîne-i Münevvere’de bir Ramazan-ı Şerifi tutmak, bilâd-ı sairenin (diğer beldelerin) bin Ramazanından; kezâlik (aynen onun gibi) bir Cum’â namazını orada edâ etmek bilâd-ı sairenin (diğer beldelerin) bin Cum’âsından efdaldir.” (Kenz’ül irfân s: 85 Câmiü’s-Sağîr’den)
      Yeri geldikçe açıklanacağı üzere yıl içinde duâların kabûl e-dildiği müjdelenen geceler vardır. Bu gecelerde ibâdet ve duâlarımızı arttırmalıyız. Haftalık bayram günümüz olan Cum’â gününü güzelce değerlendirmeliyiz. Safer ayında koruyucu âyetleri okumalıyız. Üç aylar olarak bilinen Receb, Şa’ban ve Ramazan aylarını oruçla, Kur’ân’la, tevbe ile, hayır ve hasenât ile ihya etmeliyiz.
      Kitabın hazırlanmasında, diğer bazı islâmî eserlerin yanısı-ra, özellikle Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu -kuddîse sirrûh- üstâ-zımız hazretlerinin, merhum Mûsâ Topbaş -kuddîse sirrûh-Efendi hazretlerinin ve muhterem büyüğümüz Osman Nûri Topbaş Efendinin eserleri ile Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin -kuddîse sirrûh- Gunye adlı eserinden faydalanıİmıştır.
      İbâdetlerin yapılmasında, duaların okunmasında kolaylık olması için her konunun başında özet bilgi verilmiştir.
      Yüce Mevlâmız hayatımızın her ânını, her nefesimizi, mübârek ayları, gün ve geceleri en güzel şekilde değerlendirmemiz husûsunda bizlere muvaffakiyetler ihsân etsin. Duâlarımızı ve ibâdetlerimizi kabûl buyursun.. Âmîn!..
      Tevfîk ve hidâyet Allâh’tandır.
      Yusuf DEMİREŞİK
      1 Rebîü’l-âhir 1421
      (3 Temmuz 2000)
      BURSA