Tatmin edilmemiş sonsuz istek ve arzularımız şuur altına atılarak bizde umulmayan zamanlarda çeşitli buhranlara, çeşitli iç sıkıntılara yol açar.Dua ile en gizli, en mahrem duygularımızı dile getirir, içimizi boşaltır, ümidimizi kuvvetlendirir, korkularımızı hafifletiriz.İçimize eşsiz bir rahatlık verir, gerginlikleri gideririz.Duasız bir insan, ışıksız bir mahsene benzer.Dua ile kendimizi Allah’a daha yakın hissederiz.Duasız insan, yalnızlığın karanlık hapsi içinde çırpınan zavallıdır.Dua ile benlik davranışlarını aşabiliriz.Çünkü, dua, engel ve uzaklıklar tanımaz, zaman ve mekanlar ona engel olamaz.Dua ile sonsuz aczimizi yüce Allah’ın sonsuz kudretine bağlama saadetine ereriz.Dua ile ruh gücünü kanatlandırız.duada iç varlığımız aydınlanır.Duada kendi gücümüzle değil, Allah’ın sonsuz gücüyle meydan okuruz.Namazda “bana doğru yolu göster, beni eğri ve kötü yollardan koru, bana kuvvet ver” demek suretiyle bir taraftan kendinizi, insanlık haysiyetimizi koruyup yükseltmeye yöneltirken öbür taraftan sınırsız güçsüzlüğümüzü Cenabı Hakkın sonsuz kudretine bağlar, ruhumuza eşsiz bir enerji depo ederiz.
İbadet yapmamak ve dua etmemekten dolayı ruhları aç kalan nice insanlar vardır ki, medeniyetin bütün lüks ve konforu ellerindeki servet ve imkanlar onları mutlu edememiştir.İç huzurdan yoksun olan bu biçareler, vicdanları ile baş başa kalmaktan korkarlar.Onların çılgınca eğlence ve kahkahaları, iç varlıklarında tutuşan yangını maskelese bile kendilerini için için kemirmekten asla kurtaramaz.Hatırdan hiç çıkarmamak gerekir ki, ruhunda beden gibi bir çok ihtiyaçları vardır.Bu hususları gözden uzak tutan yanlış düşünce ve hükümler, bugün insanlığı buhranlara sürüklemekte, kıvrandırmakta, onu gönül huzurundan yoksun bırakmakta ve felaketine yol açmaktadır.
Bu gün bir çok hastalıkları meydana getiren çeşitli mikroplar keşfedilmiştir.Bazen yıllarca bu mikroplardan beraber yaşarız; hastalanmayız da acaba neden günün birinde onların pençesi altında kıvranırız?. Çünkü, o ana kadar vücudumuzun savunma sistemi, mikropları alt edecek durumda idi. Peki, niçin bedenimizin direnci birden kırıldı?. Ruh ve beden tabeveti bunu da ruhi sebeplere bağlamak meylindedir.Şöyle ki: çeşitli ruhi gerginlikler, üzüntüler, korkular, ümitsizlik vücut müdafaasını üzerine alan hücrelere tesir ederek adeta onların direncini felce uğratıyor, böylece meydan mikroplara kalıyor, mücadeleyi kaybediyoruz.
Selam;
İlgili yazı başlıkları için
Dua
ruhsal sıkıntıları gidermek için dua okumak istiyorum.
Selam Selen;
Şu yazıyı bir incele…
Dostlarım. Din tüccarlarının telkin ettiği gibi manasını anlamadığınız şeyleri dua diye söylemeyin. Dua, kalbin sesidir. Allah ise, sinelerin özünü bilendir. Onlar, insanlarımızı din bilgisinden olabildiğince uzak tutup, bilgisizlik sebebi ile korkan insanları koyun güder gibi güdebilmek için duaları bile arapça olarak öğretirler. Muhtemelen Allah’ın türkçe bilip bilmediği hususunda kafalarında / yüreklerinde yer eden, o azgın şüpheleri onları böyle işlere sürüklüyor.
Onlara göre din adına olan en küçük bir şey dahi arap dilinde olursa daha kıymetli olur. Rabbimize yönelttiğimiz dualarımıza kadar girdiler. Allah ise, insana şah damarından daha yakındır. Allahla aranıza veliler, şeyhler, rabıtalar, himmetler, tevbe kabul ediciler, hidayet vericiler, hacılar, hocalar sokmayın.
Allah; “Sarhoşken ne söylediğinizi bilene kadar namaza yaklaşmayın.” buyurdu. Ne söylediğinizi bilmeden dua da edilmez.
Şüphesiz O, duaları en çok kabul edendir. Dilediğinin duasını kabul eder. Ama, dua kulun Rabbi ile rabıtasıdır / irtibatıdır. Bunu kalp sesinize taşıyabilmek ve söylediğiniz, istediğiniz şeyleri yüreğinizin en derininde hissedebilmek için kendi dilinizde / anladığınız şekilde dua edin. Din tüccarlarının haksız ve asılsız tehditleri sakın sizi aldatmasın. Kendisinden korkulacak olan ancak Allah’tır. Korkulacak işlerin en büyüğü de, O’nu anmaktan gafil / uzak olmaktır. Dua etmek için abdest almanıza, kıbleye dönmenize, hatta ellerinizi açmanıza bile gerek yoktur. Yani bunlar, duanın kabulü için bir şart değildir. Önemli olan, O’na karşı sevginizi hissederek, umarak ve kudreti karşısında korkarak O’nu anmaktır. Bunun için, yürürken, bir vasıta içerisinde seyahat ederken, otururken, yatarken vel hasıl yaşamınızın her anında O’nu anabilirsiniz.
O’nu anmanın en güzel şekli ise, O’nu, O’nun bize öğrettiği şekilde anmaktır. Bunun için mümkün oldukça Kuran’ın mealini okumanız, oradan öğrendiklerinizle Allah’ı anmanız daha güzeldir. Çünkü sözlerin en güzeli, sözlerin en doğrusu şüphesiz Allah katından olandır.
Bunu yapmaya muktedir olamadığınız diğer zamanlarda ise, Rabbinizi kendi sözlerinizle anın. Allah, “Allah’ı babalarınızı andığınız gibi, hatta daha büyük bir anma ile anın” buyurdu. Şimdi, babanız size, “Oğlum – kızım, beni unutma, yad et, hatırla” dediğinde siz babanızı elinize 99 luk, 500 lük, 5000 lik tesbihler alır da, “Baba” , “Baba” , “Baba” … diye mi anarsınız ? Yoksa, onunla olan hatıralarınızı, size yaptığı iyilikleri, onun için neler yapabileceğinizi düşünerek mi anarsınız ? İşte, dua da, zikir / Allah’ı anma da böyledir.
Ölmüş bulunan bir sevdiğiniz, yakınınız için mezar başına gidip Yasin okutmak, üçünde, beşinde, yedisinde, kırkında mevlüt okutmak, kırkbir yasinler okumak gibi dinde yeri olmayan törenler yapmak yerine, bir defa bile olsa gerçekten hissederek ve umarak “Rabbim ! Şu yakınımı bağışla. Bizi cennetine al. Sen bağışlayanların en hayırlısısın” demeniz daha hayırlıdır. Keza, ölüler için okunması adet haline getirilen Yasin suresinin içinde bu kitabın diriler için indirildiğinin yazıyor olması da ayrı bir Kuran mucizesidir. Yasin’i ölüleriniz için değil, kendiniz anlamak için okuyun.
Aşağıda, Kuran’da yer alan bir kısım dualar var. Hanif dostlar sitesinde, “mümin” rumuzlu kardeşimizin hazırladığı bir çalışma… Duaları dikkatle okuyun. Bakın bakalım, bu dualar din tüccarlarının size öğretmeye çalıştığı gibi zor bir işmiymiş, yoksa hepimizin hayatımızın her anında Rabbimize karşı “TÜRKÇE” olarak söyleyebileceğimiz, ihtiyacımıza, vaziyete göre kapsamını genişletebileceğimiz dualar mıymış…
Takdir, Alemlerin Rabbi’ne teslim olmak isteyenlerindir.
KURAN’DAN DUALAR
Peygamber Efendimizin Duası
“Ey Rabbim! Benim ilmimi artır.” [1]
Peygamber Efendimizin Kafirlerle Mücadelede Yaptığı Dua
“Ey Rabbim! Beni o zalimler topluluğunun içinde tutma.” [2]
Hz. Adem (a.s) ve Hz. Havva validemizin yaptığı dua
“Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizleri affetmezsen ve bizlere acımazsan hüsrana uğrayanlardan oluruz.” [3]
Hz. İbrahim (a.s) ve Hz. İsmail’in (a.s) Kabe’yi Yaparken Okudukları Dua
“Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul et, muhakkak sen, işiten ve bilensin.” [4]
Kâbe’yi Yaptıktan Sonraki Duaları
“Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş Müslümanlar kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş müslüman bir ümmet ver. Bize ibadet esaslarını göster ve tövbemizi kabul et. Şüphesiz sen tövbeleri kabul eden ve esirgeyensin. Ey Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder, onlara ayetlerini okusun, kitap ve hikmeti öğretsin ve onları arındırsın. Şüphesiz sen güçlü ve üstün olansın, hüküm ve hikmet sahibisin.” [5]
Hz. İbrahim’in (a.s) Çocukları İle Mescid-i Haram’a Gidince Yaptığı Dua
“Ey Rabbim! Bu beldeyi, güvenli bir belde yap. Beni ve oğullarımı putlara kulluktan uzak tut. Ey Rabbim! Çünkü putlar, kendilerine tapan bir çok insanın sapmasına sebep oldular. Kim bana uyarsa şüphesiz ki, o benim dinimdendir. Kim de bana karşı gelirse şüphesiz ki sen, af ve merhameti bol olansın. Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını, muharrem ve mukaddes evinin yanındaki çorak, zıraata elverişsiz vadiye, namazı kılsınlar diye yerleştirdim. Ey Rabbim! İnsanların kalplerini onlara meylettir. Onları meyvelerle rızıklandır ki, şükretsinler. Ey Rabbimiz! Hiç kuşkusuz sen bizim gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da çok iyi bilirsin. Yerde ve gökte, hiç bir şey Allah’tan gizli kalmaz.” [6]
Hz. İbrahim’in (a.s) Kendisi ve Soyu İçin Yaptığı Dua
“Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelen salih kimseleri, namazını dosdoğru kılanlardan eyle! Ey Rabbimiz! Duamı kabul eyle! Ey Rabbimiz! Herkesin hesaba çekileceği günde, beni, anamı, babamı, ve bütün müminleri affet!” [7]
Hz. Zekeriyya’nın (a.s) Yaptığı Dua
“Ey Rabbim! Katından bana temiz bir zürriyet ver. Şüphesiz sen duaları işitensin.” [8]
Hz. Musa’nın Duaları
“Ey Rabbim! Ben ancak kendim ve kardeşimle baş edebilirim. Bizimle fasık toplumun arasını ayır.” [9]
“Seni tenzih ederim ey Rabbim! Tövbe edip sana yöneldim ve iman edenlerin ilkiyim ben.” [10]
“Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi affet. Bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.” [11]
“Ey Rabbim! Sen bizim velimizsin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge, sen bağışlayanların en hayırlısısın.” [12]
“Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz sana yöneldik.” [13]
“Biz Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizi zulme sapan bir kavim için itmihan vesilesi kılma. Ve bizi kafirler topluluğundan rahmetinle kurtar.” [14]
Hz. İsa’nın (a.s) Rızk İçin Yaptığı Dua
“Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten sofra indir, öncemiz ve sonramız için bir bayram ve Sen’den bir belge olsun. Bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” [15]
Hz. Şuayb’ın (a.s) Yaptığı Dua
“Biz Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında sen hak ile hüküm ver. Sen hüküm verenlerin en hayırlısısın.” [16]
Hz. Nuh’un (a.s) Yaptığı Dua
“Ey Rabbim! Bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Ve eğer beni bağışlamazsan ve beni esirgemezsen, hüsrana uğrayanlardan oluruz.” [17]
Hz. Nuh’un (a.s) Kavminin İnkarı Üzerine Yaptığı Dua
“Ey Rabbim! Kavmimin beni yalanlamasına karşı bana yardım et.” [18]
Tufan Sırasında Sular Yükselirken Nuh’un (a.s) Duası
Ey Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en hayırlısısın.[19]
Hz. Yusuf’un (a.s) Yaptığı Dualar
“Ey Rabbimiz! Benim için zindan, bunların çağırdığı şeyden daha iyidir. Eğer tuzaklarına engel olmazsan, onlara uyar, cahillerden olurum.” [20]
“Ey Rabbim! Bana mülkü sen verdin. Rüyaların yorumunu sen öğrettin. Yerin ve göklerin yaratıcısı sensin. Beni müslüman olarak öldür ve beni salihlere kavuştur.” [21]
Hz. Eyyub’un (a.s) Hastayken Yaptığı Dua
“Bu hastalık gerçekten beni sarıverdi. Sen ise merhametlilerin en merhametli olanısın.” [22]
Hz. Yunus’un (a.s) Balığın Karnındayken Yaptığı Dua
“Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni tenzih ve tesbih ederim. Ben zalimlerden oldum.” [23]
Hz. Lut’un (a.s) Kavminin Sapıklığından Dolayı Duası
“Ey Rabbim! Beni ve ailemi kavmimin yapmakta oldukları şeyden kurtar.” [24]
Hz. Süleyman’ın (a.s) Duası
“Ey Rabbim! Bana, ana ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı bana ilham et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.” [25]
Hz. Meryem’in (a.s) Anasının Yaptığı Dua
“Allah’ım! Onu ve zürriyyetini kovulmuş şeytandan senin sığınmana veriyorum.” [26]
Hz. Musa’nın (a.s) Mucizesi Karşısında İman Eden Sihirbazların Duası
“Ey Rabbimiz. Üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür.” [27]
Peygamberlerin ve Müminlerin Yaptığı Dua
“Ya Rabbi! Unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Ya Rabbi! Bize, bizdekilerden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ya Rabbi! Gücümüzün yetmeyeceği yükü bize yükleme bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge. Sen bizim mevlamızsın kafirler topluluğuna karşı bize yardım et.” [28]
Mümin Kulların Namazdayken Okudukları Dua
“Bizi doğru yola ilet, kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; sapıkların ve gazaba uğrayanların yoluna değil.” [29]
İlim ve Akıl Sahiplerinin Yaptığı Dualar
“Ya Rabbi! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi kaydırma. Katından bize rahmet bağışla, sen çok bağışlayansın. Ey Rabbimiz! Kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları muhakkak sen toplayacaksın. Allah veridği sözden kesinlikle geri dönmez.” [30]
Müminlerin Allah Korkusundan Yaptıkları Dua
Ey Rabbimiz! Biz iman ettik. İşlediğimiz günahları bağışla ve bizleri ateşin azabından koru.[31]
Allah’ı Anan Müminlerin Yaptığı Dualar
“Ey Rabbimiz! Muhakkak sen, kimi ateşe sokarsan onu cezalandırırsın. Zalimler için yardımcı yoktur.” [32]
“Ya Rabbi! Bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.Ya Rabbi! Elçilerine vaad ettiklerini bize ver, kıyamet gününde bizi hor ve aşağılık kılma. Sen kesinlikle vaadinden dönmezsin.” [33]
Tefekkür Ehli Müminlerin Duası
“Ey Rabbimiz! Sen bütün bunları boşuna yaratmadın. Seni bütün eksikliklerden tenzih ederiz. Bizleri ateşin azabından koru.” [34]
Zulümden Kurtulmak İçin Mazlum Müminlerin Duası
“Ey Rabbimiz! Halkı zalim olan bu şehirden bizi çıkar. Katından bize bir veli ve bir yardımcı gönder.” [35]
[1]- Taha, 114
[2]- Mü’minun, 94
[3]- A’raf, 123
[4]- Bakara, 127
[5]- Bakara, 128-129
[6]- İbrahim, 35-38
[7]- İbrahim, 40-41
[8]- Al-i İmran, 38
[9]- Maide, 25
[10]- A’raf, 143
[11]- A’raf, 151
[12]- A’raf, 155
[13]- A’raf, 156
[14]- Yunus, 85-86
[15]- Maide, 114
[16]- A’raf, 88-89
[17]- Hud, 47
[18]- Müminun, 26
[19]- Müminun, 29
[20]- Yusuf, 33
[21]- Yusuf, 101
[22]- Enbiya, 83
[23]- Enbiya, 87
[24]- Şuara, 169
[25]- Neml, 19
[26]- Al-i İmran, 36
[27]- A’raf, 126
[28]- Bakara, 286
[29]- Fatiha, 6-7
[30]- Al-i İmran, 8-9
[31]- Al-i İmran, 16
[32]- Al-i İmran, 192
[33]- Al-i İmran, 193-194
[34]- Al-i İmran, 191
[35]- Nisa, 75
UYARI ALİ AKSOY HADİS VE SÜNNET DÜŞMANIDIR
Selam;
Şöyle düzeltelim, Peygamberimizin söz ve davranışlarının değil, “Peygamber şöyle söyledi, böyle yaptı” diye piyasaya sürülen uydurmaların azılı bir inkarcısı ve düşmanıyım.
Peki uyarı yapan; sen neyin düşmanısın… Kuran’la bir problemin olmasın sakın ?
Selam ve dua ile…
selamun aleykum
ali bey peygamberimizin söz ve davranışları
sünnettir değilmi sizce sakal sarık peygamberimizin yapmış olduğu ve yapmamızın da hiç bir sakıncası yoktur bence
bunları yapmak güzeldir öyle değilmi peygamberimizin sünnetine uymalıyız.
Selam;
Gerçekten Peygamberimize ait söz ve davranışlara kim ne diyebilir ?
Heva ve hevesinden konuşmaz o…
Üstelik müminlere de çok düşkündür.
Fakat, “din” ile “örf” ü ayırın. Din, Kuran’da yazılıdır. Kuran; sakal bırakın yahut bırakmayın demez. Muhayyer bırakmıştır.
Kim, Peygamberimiz sakal bırakmış ben de ona uyup bırakacağım derse, Allah onun ecrini arttırsın.
Fakat; kim de Allah sakal bırakmayı emretti derse, işte o da kendine bir yol arasın…
elbette haklısınız allahu taala kuranda bildirmiştir
peygamber efendimiz saçınızı kısaltın sakalınızı uzatın buyuruyor. kafirlere benzememek için onların yaptığını siz tersini yapın yani onlar saçını uzattığında sizler kısaltın
Es-Selamun Aleykum
Sevgil ravzacığım sakal hakkında bir hadis aktarayım:
bir gün Allah resulü (s.a.v) yolda giderken genç bir sahabeye rastlar. onun sadece suratında üç tel sakalı vardır. Allah resulü gülerek yanından uzaklaşır. o sahabe üzülerek hemen eve gider ve sakalını keser. Ondan sonra yine Allah resulüyle (s.a.v) karşılaşır. bu sefer resul(s.a.v) ağlar tabii sahabe şaşırır ve ey Allahın resulü neden ağlarsın der. Efendimiz (s.a.v) ise neden sakalllarını kestin der. oda ey Alllahın resulü (s.a.v) dün karşılaştığımızda gülmüştün ben güzel sakalım olmadığını düşünüp gidip kestim. Siz ise şimdi ağlıyorsunuz. Allahın resulü(s.a.v) ise şöyle der. Dün sakallarının her birinde bir melek tutunmuştu şimdi ise onlar yok buyurur. (sahih buhari hadis)